The Arabic Translation Tradition: The Golden Age
Mehmet Hakkı Suçin
Journal of Turkish Studies / Türklük Bilgisi Araştırmaları, 33/II, 2009, 111–138.
Cem Dilçin Armağanı II / Festschrift in Honor of Cem Dilçin II, yay. haz. Zehra Toska. Cambridge, MA: Harvard University, Department of Near Eastern Languages and Civilizations.
Yayın türü: Hakemli araştırma makalesi
Makalenin dili: Türkçe
Öz
Bu çalışma, Arapça çeviri geleneğinin tarihsel altyapısını oluşturan ve yaklaşık 8. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar devam eden kapsamlı çeviri hareketini incelemektedir. Araştırma; bu dönemin çeviri faaliyetlerini mümkün kılan tarihsel ve fiziksel koşulları, çeviriyi destekleyen siyasal ve toplumsal çevreleri, çevrilen metinlerin niteliğini, öne çıkan çevirmenleri ve dönemin çeviri düşüncesine yaptığı katkıları klasik bibliyografik kaynaklardan hareketle değerlendirmektedir.
Çalışmada İskenderiye, Urfa, Nusaybin, Hîra, Gundişapur, Harran ve Merv gibi İslam öncesinden devralınan bilim ve çeviri merkezlerinin, daha sonra Arapça çeviri hareketinin gelişeceği entelektüel zemini oluşturduğu gösterilmektedir. Süryanice başta olmak üzere Yunanca, Farsça ve diğer dillerde sürdürülen bilimsel faaliyetler hem bilgi birikiminin sürekliliğini sağlamış hem de bazı antik eserlerin sonraki dönemlere aktarılmasında köprü işlevi görmüştür.
Emeviler dönemindeki çeviriler büyük ölçüde devletin genişlemesinden doğan idari, bürokratik, siyasal ve ticari ihtiyaçlara cevap veren münferit faaliyetler niteliğindeyken, sistematik ve geniş toplumsal sonuçlar doğuran asıl çeviri hareketi Abbasiler döneminde ortaya çıkmıştır. Abbasilerin iktidarıyla birlikte kültürel ve dinî çeşitlilik, ekonomik imkânlar, kâğıt üretiminin yaygınlaşması, teolojik tartışmalar ve bilgiye duyulan ihtiyaç çevirinin kurumsallaşmasına elverişli bir ortam yaratmıştır.
Özellikle el-Mansûr, el-Mehdî ve el-Me’mûn dönemlerinde çeviri büyük bir ivme kazanmış; halifeler, üst düzey bürokratlar, bilginler ve güçlü aileler bu hareketin finansmanında ve örgütlenmesinde rol üstlenmiştir. Bermekîler ve Benû Mûsâ gibi ailelerin yanı sıra araştırmacıların ve çevirmenlerin kendileri de çeviri hareketinin destekleyicileri arasında yer almıştır. Bu yapı, dönemde bir tür “çeviri piyasası” ve profesyonel çevirmen çevresinin oluşmasına imkân vermiştir.
Çalışma, dönemin çeviri pratiğinin yalnızca metin aktarımı olmadığını da ortaya koymaktadır. Aynı eserin birden fazla kez çevrilmesi, önceki çevirilerin düzeltilmesi, şerh ve özetlerin hazırlanması, köprü dillerin kullanılması ve çeviri ekiplerinin oluşturulması dönemin karakteristik özelliklerindendir. Metinlerin belirli amaçlar ve okuyucu beklentileri doğrultusunda seçilip çevrilmesi ise çağdaş çeviribilimdeki Skopos yaklaşımıyla ilişkilendirilebilecek işlevsel bir çeviri pratiğine işaret etmektedir.
Dönemin çeviri düşüncesi açısından Huneyn bin İshâk, el-Câhız ve es-Safedî gibi isimler özellikle önem taşımaktadır. el-Câhız, çevirmenin hem hedef dilde açık ve anlaşılır bir anlatıma hem de çevirdiği konuda alan bilgisine sahip olması gerektiğini savunmakta; kültürel farklılıklar, çevrilebilirlik, şiir ve kutsal metinlerin çevirisi gibi bugün de çeviribilimin tartıştığı sorunlara değinmektedir.
Çalışmanın sonucunda Arapça çevirinin “altın çağı”nı mümkün kılan başlıca unsurlar bilim merkezlerinin oluşturduğu entelektüel ağ, dinî ve teolojik çoğulculuk, halifeler ve bürokrasinin ideolojik ve kişisel desteği ve çeviri pratiği içinde gelişen teorik birikim olarak belirlenmektedir. Bu çeviri hareketi yalnızca antik bilgi birikiminin Arapçaya aktarılmasını sağlamamış; sonraki yüzyıllarda Arapçadan Latince ve diğer Avrupa dillerine gerçekleştirilen ters yönlü çeviri hareketinin de temelini oluşturmuştur.
Anahtar Kelimeler: Arapça çeviri geleneği, çeviri tarihi, Abbasi çeviri hareketi, Emeviler, Abbasiler, Beytü’l-Hikme, Huneyn bin İshâk, el-Câhız, Süryanice, Yunanca, çeviribilim.