Edebî Çeviride Kişisel Deneyimlerim: Yahya Hakkı’nın Umm Hâşim’in Lambası ve Hilmi Yavuz’un Şiirleri Örneği

My Personal Experiences in Literary Translation: Translating Yahya Haqqi’s The Lamp of Umm Hashim and the Poetry of Hilmi Yavuz

Mehmet Hakkı Suçin
الترجمة وإشكالات المثاقفة [Translation and the Challenges of Acculturation], Doha: Arab and International Relations Forum, 2014, 163–185.
ISBN: 978-9927-103-23-0
Yayın türü: Uluslararası konferans bildirisi / kitap bölümü
Metnin dili: Arapça

Kitap, 26–27 Şubat 2014’te Doha’da düzenlenen “Translation and the Challenges of Acculturation” konferansının bildirilerini içermektedir; ilk baskısı 2014 tarihlidir.

Öz

Bu çalışma, edebî çeviriyi kuramsal bir çerçeveden çok çevirmenin kişisel deneyimi ve somut çeviri kararları üzerinden ele almaktadır. İki örnek vaka incelenmektedir: Yahya Hakkı’nın Kandîl Ümm Hâşim adlı eserinin Arapçadan Türkçeye çevirisi ile Türk şairi Hilmi Yavuz’un bazı şiirlerinin Türkçeden Arapçaya aktarımı. Çalışmanın çıkış noktasını, edebî çeviriye nasıl başlandığı, çevrilecek metnin hangi ölçütlerle seçildiği ve çeviri sürecinde ne tür dilsel ve estetik güçlüklerle karşılaşıldığı soruları oluşturmaktadır.

İlk bölümde çevirmenin edebî çeviriyle kurduğu kişisel ilişki ve mesleki gelişimi anlatılmaktadır. Arapçanın başlangıçta daha çok dilbilgisi ve klasik metinler üzerinden öğrenilmesinden, çağdaş Arap edebiyatıyla ve özellikle öyküyle kurulan temasa uzanan süreç ele alınmakta; edebî metin çevirisinin yalnızca dilsel yeterliğe değil, metnin estetik yapısını ve kültürel dünyasını yeniden kurabilme becerisine dayandığı vurgulanmaktadır.

Yahya Hakkı’nın Ümmü Hâşim’in Lambası çevirisi, çalışmanın ilk ayrıntılı örneğini oluşturur. Metnin klasik ve modern Arap anlatı gelenekleri arasındaki konumu, yazarın yoğun ve imgeli üslubu, kültürel göndermeleri ve Mısır toplumuna özgü unsurları çeviride önemli sorun alanları hâline getirmektedir. Çeviri sürecinde kaynak metnin anlatım özelliklerini koruma ile Türkçede doğal ve okunabilir bir edebî metin üretme arasında sürekli bir denge kurulmaya çalışıldığı gösterilmektedir.

Bu bağlamda özellikle yerlileştirme ve yabancılaştırma stratejileri üzerinde durulmaktadır. Yerel ve kültüre özgü unsurların tümünü Türkçeleştirmenin metnin Mısırlı kimliğini silikleştirebileceği; buna karşılık her unsuru olduğu gibi aktarmanın da hedef okur açısından iletişimi zorlaştırabileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla çevirmenin, bağlama göre iki strateji arasında hareket etmesi gerektiği savunulmaktadır. Argo, deyimler, halk dili ve dinî-kültürel ifadelerin aktarımı bu gerilimin somut örnekleri üzerinden tartışılmaktadır.

Çalışmanın ikinci ana bölümünde Hilmi Yavuz’un şiirlerinin Arapçaya çevrilmesi ele alınmaktadır. Yavuz şiirinin klasik Türk şiiriyle kurduğu bağ, yoğun imge örgüsü, sözcük çağrışımları, ses tekrarları, iç uyaklar ve sözdizimsel kırılmaların Arapçaya aktarılmasında ortaya çıkan sorunlar incelenmektedir. Çevirmenin yalnızca sözcüklerin anlamsal karşılıklarını bulmasının yeterli olmadığı; şiirin ses, ritim ve çağrışım dünyasını hedef dilde yeniden kurmasının gerektiği vurgulanmaktadır.

Bu bölümde özellikle “Hüzün ki en çok yakışandır bize” dizesiyle başlayan şiirinin çevirisi ayrıntılı biçimde çözümlenmektedir. Kaynak şiirde ses tekrarları, sözcükler arasındaki fonetik ilişkiler ve alışılmadık sözdizimi şiirselliğin temel unsurlarındandır. Arapça çeviride bazı ses örüntülerinin korunması mümkün olurken, kimi durumlarda anlamı ve şiirsel doğallığı korumak amacıyla kaynak metindeki fonetik özelliklerden vazgeçilmek zorunda kalındığı gösterilmektedir.

Hilmi Yavuz’un “Nâzım Hikmet” şiiri üzerinden ise biçim, ritim ve anlam ilişkisi daha ayrıntılı biçimde tartışılmaktadır. Kaynak metindeki sözcük tekrarları, ses benzerlikleri ve dizelerin dağılımı Arapça çeviriyle karşılaştırılarak, şiir çevirisinde biçimsel eşdeğerliğin her zaman bire bir kurulamayacağı ortaya konmaktadır. Çeviri kimi yerde ses değerini, kimi yerde anlamı, kimi yerde ise şiirin genel estetik etkisini öncelemek durumunda kalmaktadır.

Sonuçta çalışma, edebî çevirinin kaynak metnin sözcüklerinin mekanik biçimde hedef dile aktarılması olmadığını, çevirmenin dilsel, kültürel ve estetik düzeylerde sürekli karar verdiği yaratıcı bir yeniden yazma süreci olduğunu savunmaktadır. Yerlileştirme ve yabancılaştırma gibi stratejilerin de mutlak tercihler olmadığı; metnin türüne, bağlamına ve belirli pasajların işlevine göre değişebileceği belirtilmektedir. Özellikle şiir çevirisinde ses, ritim, anlam ve çağrışım arasındaki ilişkilerin bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Edebî çeviri, çevirmen deneyimi, Yahya Hakkı, Ümmü Hâşim’in Lambası, Hilmi Yavuz, şiir çevirisi, Arapça-Türkçe çeviri, Türkçe-Arapça çeviri, yerlileştirme, yabancılaştırma.

Metne erişim

Bildiri metnini Arapça PDF olarak oku →

Mehmet Hakkı Suçin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin