Arabic Literature in Turkish Culture
Mehmet Hakkı Suçin
الثقافة العربية على طريق الحرير (İpek Yolu Üzerinde Arap Kültürü), Kuveyt: el-Arabî / Kitâbü’l-Arabî, No. 97, 2014, 194–222.
ISBN: 978-99906-38-62-2
Yayın türü: Kitap bölümü
Metnin dili: Arapça
Öz
Bu çalışma, Arap edebiyatının Türk kültüründeki ve Türkçe çeviri alanındaki konumunu tarihsel ve betimleyici bir yaklaşımla incelemektedir. Türkiye’de edebî çeviri faaliyetlerinin genel gelişimi ele alındıktan sonra Arap edebiyatından Türkçeye yapılan çeviriler; edebî tür, yazar, çevirmen, yayınevi, yayın yeri ve yayın tarihi gibi değişkenler üzerinden değerlendirilmekte ve alandaki temel sorunlar tartışılmaktadır.
Çalışmada Türkiye’de modern anlamdaki çeviri hareketinin Tanzimat’tan Cumhuriyet dönemine uzanan gelişimi üzerinde durulmakta; özellikle Tercüme Bürosu deneyiminin çeviri kültürünün kurumsallaşmasındaki rolü vurgulanmaktadır. Bununla birlikte Arap edebiyatının Türkçeye çevrilmesinin Batı edebiyatlarıyla karşılaştırıldığında oldukça sınırlı kaldığı ve Arap edebiyatının önemli bir bölümünün uzun süre belirli ideolojik veya dinî yayın çevrelerinin ilgisiyle sınırlı olduğu belirtilmektedir.
Araştırmanın temelini, Arap edebiyatından Türkçeye yapılan 407 çeviri kaydından oluşan bir derlem oluşturmaktadır. Bu çeviriler edebî türler bakımından değerlendirildiğinde romanın ilk sırada yer aldığı; onu klasik Arap edebiyatı eserleri, şiir, hikâye ve diğer yaratıcı yazın türlerinin izlediği görülmektedir. Böylece Türk okurunun modern Arap edebiyatıyla temasında özellikle romanın belirleyici bir rol oynadığı ortaya çıkmaktadır.
Yazarlar bakımından yapılan değerlendirmede Halil Cibran’ın açık ara en çok çevrilen Arap yazarı olduğu görülmektedir. Onu Necib Mahfuz, İbnü’l-Mukaffa‘, Necib el-Kîlânî, Corci Zeydan, Adonis, Mahmud Derviş, Abdülhamid Cûde es-Sehhâr, Nizar Kabbânî, Tevfik el-Hakîm ve Mihail Nuayme gibi isimler izlemektedir. Çalışma, çeviri repertuvarının birkaç yazar üzerinde yoğunlaşmasının Türkçedeki Arap edebiyatı temsilinin çeşitliliği bakımından sorun oluşturabileceğine dikkat çekmektedir.
Çevirmenler açısından da benzer bir yoğunlaşma görülmektedir. Arap edebiyatından Türkçeye yapılan çevirilerin önemli bir bölümünün görece sınırlı sayıdaki çevirmen tarafından gerçekleştirildiği; ayrıca bazı çevirmenlerin eserleri doğrudan Arapçadan değil, İngilizce, Fransızca veya başka ara diller üzerinden Türkçeye aktardığı belirtilmektedir. Bu durum çevirilerin niteliği ve kaynak metinle ilişkisi açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir mesele olarak ele alınmaktadır.
Yayınevleri ve yayın politikaları incelendiğinde ise Türkiye’deki büyük yayınevlerinin Arap edebiyatına yeterince sistematik bir yayın politikasıyla yaklaşmadığı tespit edilmektedir. Arap edebiyatından hangi eserlerin çevrileceğinin çoğu zaman kapsamlı bir edebî planlamadan ziyade çevirmenin kişisel ilgisine, yayınevinin ticari beklentilerine veya Batı yayıncılığında öne çıkmış yazarların tanınırlığına bağlı olduğu görülmektedir. Çalışmada bu durum, Türkçedeki Arap edebiyatı repertuvarının oluşumunu etkileyen temel yapısal sorunlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Yayın tarihlerine ilişkin veriler, Necib Mahfuz’un 1988’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasının Arap edebiyatından Türkçeye yapılan çevirilerde belirgin bir artışa yol açtığını göstermektedir. Bu durum uluslararası edebiyat ödüllerinin ve küresel kültürel görünürlüğün bir edebiyatın başka dillere çevrilmesindeki etkisini ortaya koymaktadır.
Çalışmada Arap edebiyatı çevirilerinin niteliğine ilişkin sorunlar da ele alınmaktadır. Doğrudan Arapçadan yapılan kimi çevirilerde editoryal sürecin yetersizliği, okunabilirlik ve edebî nitelik bakımından sorunlara yol açabilmektedir. Öte yandan yayınevleri, çevirmenler, editörler ve akademisyenler arasında yeterli iletişim ve koordinasyonun bulunmaması, daha sistematik ve nitelikli bir çeviri ortamının oluşmasını engelleyen temel unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Çalışma, edebî çevirmen yetiştirmenin önemine özel bir yer ayırmaktadır. Üniversitelerde Arapçadan edebî çeviri eğitiminin sınırlı kalması nedeniyle, deneyimli çevirmenlerle genç çevirmen adaylarını bir araya getiren Türkçe–Arapça edebî çeviri atölyelerinin deneyim aktarımı, uygulamalı eğitim ve yeni çevirmenlerin yetiştirilmesi açısından önemli bir işlev gördüğü belirtilmektedir.
Sonuç bölümünde, Türkiye’de Arap edebiyatının daha geniş ve nitelikli biçimde tanınabilmesi için TEDA benzeri bir çeviri destek mekanizmasının Arapçadan Türkçeye çeviriler için oluşturulması, güncel bir Arap edebiyatı çeviri veri tabanının kurulması, edebî çeviri atölyelerinin desteklenmesi ve farklı Arap ülkelerine yayılması, çevrilmiş eserlerin tanıtımının güçlendirilmesi, editoryal sürecin çevirinin ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi ve edebî çevirmenlerin mesleki örgütlenmesinin teşvik edilmesi önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Arap edebiyatı, Türkçe, edebî çeviri, Arapçadan Türkçeye çeviri, çeviri tarihi, yayıncılık, çevirmenler, Necib Mahfuz, Halil Cibran, çeviri politikaları.