
Ölümün eşiğinden döndükten sonra kaleme aldığı Mural, Mahmud Derviş’in ölümlülükle giriştiği derin bir şiirsel hesaplaşmadır. Yaşamla ölüm arasındaki eşikte duran şair, bilinmeyenle yüzleşir, kendisinin yokluğa karışmış hâliyle konuşur; beden, yurt ve hatta bellek silinmeye başladığında insandan geriye ne kaldığını sorar.
Ancak Mural, ölüme teslim oluş değil dilin unutuluşa karşı direnişidir. Otobiyografiyle mit, kişisel olanla evrensel olan arasında dolaşan Derviş; kadim destanlardan, kutsal anlatılardan ve Arap şiir geleneğinden çağırdığı figürleri sürgün, aşk, kayıp ve aidiyet deneyimleriyle örer. Filistin bu şiirde hep vardır: Bir yer olarak olduğu kadar bellek, yara, kimlik ve kapanmayan bir soru olarak da.
Düşünceyle lirizmi, tefekkürle başkaldırıyı buluşturan Mural, Derviş’in en iddialı yapıtlarından biridir. Kitap boyunca uzanan bu uzun şiirde şair, zamanın duvarına varlığını kazır ve ölüm karşısında şiirin kalıcı gücünü dile getirir.