Kategori: Yazı

Filistinli Adania Shibli’den “Küçük Bir Ayrıntı”

“1974 doğumlu bir yazar olan Adania Shibli, Can Yayınları’ndan çıkan “Küçük Bir Ayrıntı”da hem bu köklü mirasa sahip çıkıyor, hem de kullandığı konu ve özgün roman tekniği ile övgüyü hak ediyor gerçekten. Bir yandan Filistin edebiyat geleneğine ve ustalarına selam gönderiyor, bir yandan da kimseyi taklit etmeyerek kendi tekniğini ortaya koyuyor. Yani bir yazar için zoru başarıyor.” PEREN BİRSAYGILI MUT’un yazısı.

Kolektif Travmanın Şiddetinde “Küçük Bir Ayrıntı”

“Shibli, anlatının sonunda okuru rahatlatmıyor, umut vaat etmiyor. Kapalı, çıkışı olmayan, okurun kaskatı kesilmesini amaçlayan soğuk bir metin yaratma konusunda başarılı. Bir kadının tecavüze uğrayıp öldürülmesinin hayatın sıradan bir olayı olarak görülmesinin zalimliğiyle okuru tekinsiz bir düzleme çekiyor: Kolektif hissizlik.” NİLGÜN YILDIZ COŞKUN’un yazısı.

Sömürge, bellek ve savaş (1): Filistin ve İsrail arasında Küçük Bir Ayrıntı

“Adania Shibli’nin Küçük Bir Ayrıntı romanının tarihsel bir olayın fragmanı ya da tarihin tortusu olarak karşımıza çıkması kaçınılmazdır. Tarihin, gerisinde bıraktığı fragman ve tortu, edebi eserin inşaasındaki belleğin önemini hatırlatır. Bu işlevin, ölçüt ve biçim kaygılarıyla harmanlanıp artı ve eksi iki uçta birleştirilmesi, hem diktanın hem de mağdurun silinmez paylarını gösterir.” MUSTAFA ORMAN’ın yazısı.

Dolgusuz Edebiyat

“Shibli’nin yüz sayfayı bulmayan Küçük Bir Ayrıntı romanını bir yıl arayla iki kez, önce İngilizce çevirisinden, sonra Türkçe çevirisinden okudum. İkinci okuyuşumda romanın anlattığı olay(lar)dan ziyade, Shibli’nin bu olay(lar)ı anlatırken ifrattan kaçınması, hatta yer yer tefridin eşiğinde durabilmesi üzerine düşündüm. Elisabeth Jaquette’in çevirisi gibi Mehmet Hakkı Suçin’in çevirisi de[2] okumayı zorlaştırmayan akıcı bir metin. Fakat Shibli’nin dili nasıl süzdüğünü daha iyi anlayabilmek, kelime tercihlerini takip edebilmek için bu metni Arapça aslından okuyabilmeyi isterdim.” YASEMİN ÇONGAR’ın kaleminden.

Kekemenin dili ve musallat olan haritalar: Adania Shibli’den Küçük Bir Ayrıntı

“Hacmen birbiriyle eşit iki ayrı anlatıdan oluşan, Mehmet Hakkı Suçin’in muazzam çevirisiyle okuduğumuz Küçük Bir Ayrıntı’nın ilk bölümünde, 9 Ağustos 1949 günü Nakab Çölü’nde konuşlanmış bir askerî kampta dört gün içinde yaşananlar, üçüncü tekil şahıs kullanılarak, müfrezenin başındaki subay açısından anlatılır. Metin daha ilk paragraftan asıl meselesini açık eder: “Bu tepelerde fark edilebilen tek ayrıntı, eğim ve sapaklarda amaçsızca kıvrılan, kuru aptesbozan otlarıyla, tepeleri benek benek kaplayan taşların ince gölgelerinin nüfuz ettiği gevşek sınırlarıydı.” (s. 9). ALARA ÇAKMAKÇI’nın yazısı.

Hepimiz oradaydık!

Adania Shibli’nin romanı ‘Küçük Bir Ayrıntı’ için inci gibi, mücevher gibi demek isterdim klişe pahasına da olsa, fakat okuduğunuzda sizi de hemen içine alacağı gibi, bir dehşet durumunu gündeliğin bir parçası olarak metne yerleştiren yapısıyla, ancak ve sadece ‘taş gibi’ diyebilirim.

Burcu Alkan | Askıda Şiir Var: Muallakalar

Muallakalar beyitlerden oluşan kaside formatında yazılmış şiirler. Kitaptakilerin beyit sayıları 62-103 arasında değişiyor ve her biri dönemin değerlerini ortaya koymaları açısından gayet ilginç. Yedi Askı Şiirleri’nde iki dilli (Arapça ve Türkçe) olarak yer alan muallakalardan İmruul-Kays’ınki benim özellikle hoşuma gitti. Bu tercihimde şairinin biraz serseri olması da etkili oldu elbette.

لو عاش أدونيس في إسطنبول! | عمر أرديم

ن محمد حقي صوتشين وللمرة الأولى لم يكتف بعكس العالم الشعري لـ”الجاهلية” ولكنه قام أيضًا بفضل أدونيس بإظهار العمق الشعري للمعلّقات أيضًا. وقد أتى صوتشين على ذكر الترجمات السابقة (التي كانت في معظمها على شكل نثر) مُبديًا احترامه لها، لكننا للمرة الأولى نستطيع من خلال هذا العمل أن نرى عالمًا جليًّا من الشعر، نقيًا من الأحكام المسبقة.

Haydar Ergülen | Askıda Şiir

Mehmet Hakkı Suçin, bizi bu kez ‘Yedi Askı Şiirleri’nin bütünüyle, Arapça-Türkçe çift dilli olarak tanıştırıyor. İslamiyet öncesi bu klasik şiir efsanesini şairlere dair açıklamalarıyla ve Adonis’in ‘Cahiliye Şiirini Okumak’ başlıklı muhteşem önsözüyle de yeniden ‘klasik’leştiriyor.

Zeki Z. Kırmızı |ِ Aşkın Kitabı Üzerine Mülahazalar

Devrim aşkta, aşkla başlamalı belki. Yeniden kadını ve erkeği, dokunmayı öğrenerek… Bennis’in yüze çıkardığı şey, anımsamamız gereken bir şey, yoksa sevgisizlikle varacağımız yer, robotik evrendir. Orada anlatmaya, dokunmaya, yaşama sevinci duymaya da gerek yok, yazılımla sanal erotizm öngörülmedikçe. Bu olduğundaysa beden sonsuza dek yitirilmiş demektir.