Kategori: Çeviri kitap

İbn Tufeyl’in klasiği Hayy bin Yakzan yayımlandı

Bir yeniden ve sürekli oluş hikayesidir Hayy bin Yakzan. Akıl ile duygu, tecrübenin ipeğinde yepyeni bir evrensel maya kazanır. Bu öz daha sonra Batı düşüncesini de kolaylıkla etkileyecek, Spinoza, Leibniz, Rousseau gibi filozoflarda sürek kazanacaktır. Bu ölümsüz eser bir kez daha Arapça aslından, Mehmet Hakkı Suçin çevirisi ile bir kez daha bizi kucaklıyor. Hayy bin Yakzan, sonsuz seslenişine bir seviye daha katıyor.

Zeki Z. Kırmızı |ِ Aşkın Kitabı Üzerine Mülahazalar

Devrim aşkta, aşkla başlamalı belki. Yeniden kadını ve erkeği, dokunmayı öğrenerek… Bennis’in yüze çıkardığı şey, anımsamamız gereken bir şey, yoksa sevgisizlikle varacağımız yer, robotik evrendir. Orada anlatmaya, dokunmaya, yaşama sevinci duymaya da gerek yok, yazılımla sanal erotizm öngörülmedikçe. Bu olduğundaysa beden sonsuza dek yitirilmiş demektir.

Nuri el-Cerrah ilk kez Türkçede: “Midilli’ye Açılan Tekne”

Nuri el-Cerrah, Midilli’ye Açılan Tekne’de öznel ile nesneli, gerçek ile hayali, tarih ile efsaneyi, şiirin estetik değerleriyle Suriye trajedisini buluşturarak anlamı çoğaltmıştır. İnsana rağmen insana dair bu çabayı Türkçeye aktarmaktan mutluluk duyuyoruz. Acı ve şifa evrenseldir. Daha insani bir dünya için şifanın üstün geleceği bir gelecek dileğiyle.

Halil Cibran | Ermiş

Birbirinizi sevin ama sevginizi prangaya dönüştürmeyin:

Bırakın ruhlarınızın sahilleri arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk.

Birbirinizin kadehini doldurun ama tek kadehten içmeyin.

Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somunu ısırmaya kalkmayın.

Birlikte şarkı söyleyin, birlikte dans edin, birlikte eğlenin fakat her biriniz tekliğini unutmasın. Lirin telleri ayrıdır ama tek bir ezgiyle titreşir.

Mahmud Derviş | Mural

Kendi kendime konuşuyorum ve evcilleştiriyorum hatırayı
Diyorum ki: Sen ben misin?
Üçüncümüz kanat çırpıyor ikimizin arasında: “Beni asla unutmayın”
Ey ölümümüz! Kendi tarzımızda al bizi
ola ki öğreniriz ışıldamayı…
Üzerimde ne güneş var ne de ay
Bir sincan dikeni dallarına astım gölgemi
Bu yüzden hafifletti beni mekân
Ve uçurdu dagınlık ruhumu.

Keloğlan im Land der Stummen | الصبيّ الأقرع في بلاد الصامتين

كان يا ما كان، في قديم الزّمان، كان هناك غُلامٌ يُدعى «كِيلُوغْلانْ» أي «الصَّبِيُّ الأقرَع»، يعيش في بلادٍ فيها الأخضر لا حَدَّ له في جِبالِها ووِدْيانِها.
كان يعيش مع أمِّهِ في بيتٍ صغيرٍ اتَّخَذاهُ مَلْجَأً لهما، وكان لهما حقلٌ صغيرٌ يَزرَعان ويَحْصُدان فيه. وكانا يملُكان أيضًا معزةً يَحْلُبانها.