Arap şiirinden şiir göğüne yükselen iki yıldız, Mahmud Derviş ile Adonis, ilk kez çevrilen kitapları ‘Atı Neden Yalnız Bıraktın’ ve ‘Belli Belirsiz Şeyler Anısına’ ile bir kez daha karşımızda.
Arap şiirinden şiir göğüne yükselen iki yıldız, Mahmud Derviş ile Adonis, ilk kez çevrilen kitapları ‘Atı Neden Yalnız Bıraktın’ ve ‘Belli Belirsiz Şeyler Anısına’ ile bir kez daha karşımızda.
عدنان عبدالرزاق غيّب الموت، فجر يوم الخميس، الثاني من آذار الجاري، المترجم والتشكيلي السوري، عبد القادر عبد اللي (1957-2017) بعد صراع مع مرض السرطان أصابه قبل ثلاثة أشهر، عولج خلالها بمدينتي اسطنبول […]
لقراءة المقال من صحيفة العربي الجديد مباشرة: انقر/ي هنا يقول المؤرخ التركي إلبر أورطايلي إن “للقرآن الكريم خصوصية النثر الفنّي والسجع. الآخرون ينقلون هذه الخصوصية في الترجمة. أما ترجمة الأتراك للقرآن فهي مجرّد ترجمة، وهي صحيحة […]
2008’de yaşama veda eden Filistinli şair Mahmut Derviş’in Mural isimli kitabı üzerinden şiirine ve şairliğine bir bakış.
محمد حقي صوتشين العربي الجديد، 10 يناير 2017 تبلور الشعر التركي الحديث في ضوء صراعات وتجاذبات بين شعر “الديوان” العثماني المتمسك ببحور العروض، والشعر “الشعبي” الذي يستخدم الأوزان الفلكلورية. من هنا، ظهرت أربع […]
Prof. Dr. Turan Karataş’ın, 8.12.2016 tarihli Star Kitap’ta yayımlanan “Kabbani’nin sevda neşideleri” başlığını taşıyan ve “genç sevdalılar yani ‘çöl mecnunları’, on defa, yüz defa bu şiirleri okusalar yeridir.” diyerek okuyucuları kitaba davet eden harika yazısı beni ziyadesiyle memnun etti.
Mehmet Hakkı Suçin coşkuyla okunacak bir çeviriye imza atmış. Genç sevdalılar yani ‘çöl mecnunları’, on defa, yüz defa bu şiirleri okusalar yeridir. Çünkü Kabbani’nin şiirleri adeta ateşîn bir hayattan fışkırıyor.
Bir şiir yazdığınızı düşünün. Bu şiir, herhangi bir dilden bir başka dile, diyelim Türkçe’den Arapça’ya çevrilecek olsun. Şiirinizde geçen ‘çorap’ kelimesini ‘çorba’ kelimesi ile ‘şarap’ kelimesini ‘şerbet’ kelimesi ile ‘sathi’ kelimesini ‘sahte’ kelimesi ile çevirmiş olsunlar. Buna razı olur muydunuz?
Lübnanlı yazar Halil Cibran’ın dünyaca ünlü eseri Ermiş, bu kez Mehmet Hakkı Suçin Türkçesi ile karşımızda. Suçin, ilk defa çevirisini yaptığı bir eser için öznsöz yazdığını söylüyor. İyi ki de böyle yapmış; bu sayede Cibran’ın yaşamındaki dönüm noktalarını hızlıca hatırlamış oluyoruz.
Mahmut Derviş hakkında yazılacak, söylenecek çok şey var şüphesiz. Fakat diyeceklerim bu yazının sınırlarını aşıyor. Yurtsuzluk ve göç var bu şiirlerde. Hakikate yaklaşan bir kayboluş var ki bu, aslını bulmakla mümkün bir kayboluş. Acıyı tüm gerçekliğiyle yaşamış ve tek hayali, hayal kırıklığı yaşamadan uyanmak olan bir şair var. İnsanı merkeze alan evrensel şiiriyle tüm zamanlara seslenen bir şair.
irkaç gün önce Kazablanka’ya, oradan da Magrip Sahrası’ndaki Layounne (Arapçası El-Uyûn) şehrine geldim. Atlas Okyanusu’nun kıyısındaki çöl burası. Kuzey Afrika’nın mimarisini taşıyan evleri, sessizliği ve tenhalığıyla, insanı geçici de olsa huzura, bir dostun varlığına kavuşturan bir ev gibi.
Kitapta yer alan ‘Tavla Oynayan’ ile ‘Hazır Senaryo’ adlı şiirler daha önce de tercüme edilmiş; ilk çeviriler, şairin Türkçeye ‘Duvarda’ adıyla çevrilen kitabında yer alıyor. Her iki çevirinin karşılaştırmalı olarak okunmasını özellikle önereceğim. Ben, Mehmet Hakkı Suçin’in çevirisini tercih ettiğimi belirtmeliyim.
Çeviri baştan savma, gerekli donanım olmaksızın yapılamaz. Çünkü bu “insanî” olmaz. Dile gereken hassasiyeti göstermek insanoğluna bir borçtur. Bu yazıda Mahmud Derviş’ten iki ayrı çevirmen tarafından yapılan çevirileri değerlendirmek istiyorum.
Birincisi, bir veya birkaç şiirini tesadüfen okuyup beğendiğim, fakat genel olarak şiirini bilmediğim bir şairi hiç çevirmiş değilim. İkincisi, genel olarak “derdini” paylaşmadığım; kaygılarını, söylemek istediklerini, dünyaya bakışını kendime yabancı bulduğum bir şairin şiirini hiç çevirmiş değilim. Üçüncüsü, ülkesini tanımadığım, kültürel altyapısına önemli ölçüde aşina olmadığım bir şairin şiirini hiç çevirmiş değilim.
Bu yazımda Mahmud Derviş’in “Sinûnû et-Tetâr” (Tatarların Kırlangıcı) adlı şiirinden bazı bölümleri Mehmet Hakkı Suçin ve Metin Fındıkçı çevirilerinden yola çıkarak karşılaştırmayı deneyeceğim.
استهدفت هذه الدراسة إلى النظر في موقف طلاب اللغة العربية وأساتذتها من تدريس اللهجات العربية في الجامعات التركية وذلك من خلال استبيان طُرِحَ عليهم لسبر مواقفهم وآراءهم.
Usulca kaldırdım bana bir hediye gibi sunulan kitabın kapağını. Açık kalmış pencereden içeri süzülen ürkek bir serçe gibiydim. Yüreğim ağzımda. Gözlerim her an bir yerlerden çıkıverecek sürprizlerin hazırlığında.
“Şiir Şiir Ayetler” Kur’an çevirisi alanına yeni iki anlayış getirmiştir. Birincisi Türkçeye yapılan çevirilerinde Kur’an’ın şiirselliğinin de hesaba katılması gerektiğidir. İkincisi ise çeviriler yapılırken tema bütünlüğünün gözetilmesine çekilen dikkattir.
حاولت في هذه الورقة الإجابة على الأسئلة الآتية: كيف بدأت الترجمة؟ كيف ساعدت الترجمة في تطوّر مهاراتي في تعلّم اللغة العربية وثقافتها؟ ما النصوص التي قمت بترجمتها بوصفها نقطة انطلاق لي؟ ما العوامل التي تكمن وراء اختيار هذه النصوص؟
تستهدف هذه الدراسة البحث في الترجمات المنجزة من العربية إلى التركية بحسب الجنس الأدبي المُترجطريق الحريرم وكتّابه ومترجميه ودور نشره وغيرها من المتغيرات. وقد حُدِّدَ مجال البحث في الأعمال الأدبية الكلاسيكية والرواية والقصة القصيرة والشعر والنصوص المسرحية والمذكرات وأدب الرحلات.
يتناول هذا البحث «سلوك» الألفاظ التكرارية التركية عند ترجمتها إلى العربية. وتشكل المدوَّنةَ النصية لهذا البحث ترجمةُ رواية «الحياة الجديدة» للروائي التركي أورهان باموك الحائز على جائزة نوبل للآداب لعام 2006 وذلك لتحديد سلوك الألفاظ التكرارية عند ترجمتها إلى لغة الهدف وهي اللغة العربية في بحثنا.
تتناول هذه الورقة العلاقات بين تركيا بصفتها قوة اقليمية ودولية وبين السودان بحكمها دولة استراتيجية في إفريقيا على البعدين الثقافي والعلمي، حيث تمت دراسة سير هذه العلاقات في العهد العثماني وفي عهد جمهورية تركيا وبالتالي طرح مقترحات لدفع هذه العلاقات إلى الأمام.
تستهدف هذه الدراسة تحليلاً تقابليًا بين الشاعر العربي أبي العلاء المعرّي والشاعر الفارسي عمر الخيّام انطلاقًا من مقاربات رضا توفيق (1869-1949) المعروف بلقب «الفيلسوف رضا» باعتباره من أبرز المفكّرين العثمانيين الأتراك، حيث تم تحليل الاتجاهات الشخصية والفكرية والفلسفية والدينية للشاعرَيْن بطريقة تقابلية. وأظهرت الدراسة أن الاتجاهات الشخصية والفكرية والأدبية للشاعريْن العربي والفارسي تسير عبر خطوط متباينة، على عكس التصور السائد بهذا الشأن.
Genel anlamda edebiyatın misyonuyla ilgili olan bu anlayış özelde şiire uygulandığında, eleştirel analiz, kırklı yıllarda Mendûr’un da yaptığı gibi zevk yoluyla algıladığımız sanatsal ve duygusal tepkileri bünyesindeki özelliklerin gereği olarak içimizde uyandıran salt biçimle sınırlı kalmayacak, bu biçimin potansiyelinde var olan içeriğin izini sürerek bireyin ve toplumun ileriye dönük devinimini destekleyen hedefin olumlu yönüne de uzanacaktır.
Öykücü, eleştirmen ve üslûpçu yönüyle Yahya Hakkı, modern Arap edebiyatında kilit rolünü hâlâ korumakta, sanatsal duyarlılık ve öykü standardı açısından Türk öykücüsünün istifade edebileceği; ancak Doğu dünyasının bir çok yazarı gibi Türkiye’de tanınmama şansızlığına uğramış bir yazardır.