Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, “Nâzım Hikmet Konferansları” kapsamında Nâzım Hikmet’in Arap Şiiri üzerindeki etkisini ele almak üzere Mehmet Hakkı Suçin’i ağırlıyor.
Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, “Nâzım Hikmet Konferansları” kapsamında Nâzım Hikmet’in Arap Şiiri üzerindeki etkisini ele almak üzere Mehmet Hakkı Suçin’i ağırlıyor.
Kendisiyle Ankara’da Tunalı Hilmi’de bulunan şirin bir kafede bu söyleşiyi gerçekleştirdim. Kafenin sevimli kedisi Bambam da zaman zaman sohbetimize katıldı. Şimdi sizleri Suçin Hoca’yla yaptığımız sohbetle baş başa bırakıyorum.
2008’de yaşama veda eden Filistinli şair Mahmut Derviş’in Mural isimli kitabı üzerinden şiirine ve şairliğine bir bakış.
Metin Celal – Cumhuriyet Yazıları, 29 Aralık 2016 Çok yorucu, sıkıcı, ölümlerle, hüzünlerle dolu bir yıl geçirdik. İçerideki ve dışarıdaki savaş ortamının kültür endüstrisine olumsuz etki yapacağı, insanların can derdiyle uğraşırken sinemayla, tiyatroyla, […]
Nizar Kabbani’nin “Aşkın Kitabı”, Türkiye Yazarlar Birliğince verilen “Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri”nde “Çeviri Ödülü”nü aldı.
Bana göre çeviri, çeviribilimle ilgili bir kitabımın da adı olan “öteki dilde var olmak”tır. Öteki dilde var olmak demek yeni bir yaşama doğmak demektir. Bir dilde yeni bir doğum sağlamak, bir insanın başka bir dünyada doğumunu sağlamaktır. Bu anlamda çeviri bir nevi “dil ebeliği”dir.
Şair Haydar Ergülen, Fas’ın el-Uyûn (Laayoune) kentinde 4-6 Kasım 2016 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası el-Uyûn Şiir Festivali’nde, “Dünkü Çocuk” adlı şiirini seslendiriyor. Ardından şiirin Arapça çevirisi (طفل الأمس) Mehmet Hakkı Suçin tarafından okunuyor.
Bir şiir yazdığınızı düşünün. Bu şiir, herhangi bir dilden bir başka dile, diyelim Türkçe’den Arapça’ya çevrilecek olsun. Şiirinizde geçen ‘çorap’ kelimesini ‘çorba’ kelimesi ile ‘şarap’ kelimesini ‘şerbet’ kelimesi ile ‘sathi’ kelimesini ‘sahte’ kelimesi ile çevirmiş olsunlar. Buna razı olur muydunuz?
Lübnanlı yazar Halil Cibran’ın dünyaca ünlü eseri Ermiş, bu kez Mehmet Hakkı Suçin Türkçesi ile karşımızda. Suçin, ilk defa çevirisini yaptığı bir eser için öznsöz yazdığını söylüyor. İyi ki de böyle yapmış; bu sayede Cibran’ın yaşamındaki dönüm noktalarını hızlıca hatırlamış oluyoruz.
بقلم: محمّد زيدان محمد حقي صوتشين، أكاديميّ تركي ومترجمٌ ومختصّ بالدراسات العربيّة، وهو يعمل حاليًا في جامعة غازي في العاصمة التركيّة أنقرة. ترجم صوتشين العديد من الأعمال العربيّة إلى التركيّة، منها رواية “قنديل […]
irkaç gün önce Kazablanka’ya, oradan da Magrip Sahrası’ndaki Layounne (Arapçası El-Uyûn) şehrine geldim. Atlas Okyanusu’nun kıyısındaki çöl burası. Kuzey Afrika’nın mimarisini taşıyan evleri, sessizliği ve tenhalığıyla, insanı geçici de olsa huzura, bir dostun varlığına kavuşturan bir ev gibi.
Kadının ve aşkın şairi Nizar Kabbani’den “Aşkın Kitabı” kitapçılarda.
Özlem Şeran’ın TV6’da sunduğu “Çılgın Renkler” programı Mehmet Hakkı Suçin’i konuk etti. Söyleşinin ikinci bölümü.
Özlem Şeran’ın TV6’da sunduğu “Çılgın Renkler” programı Mehmet Hakkı Suçin’i konuk etti. Söyleşinin birinci bölümü.
Çeviri baştan savma, gerekli donanım olmaksızın yapılamaz. Çünkü bu “insanî” olmaz. Dile gereken hassasiyeti göstermek insanoğluna bir borçtur. Bu yazıda Mahmud Derviş’ten iki ayrı çevirmen tarafından yapılan çevirileri değerlendirmek istiyorum.
Adonis gerçekten plastik yüzeyler, hatta yer yer kütlelerle açıyor, aralıyor, akıtıyor şiirini. Ve her sözcük bütünle ilişkisinden anlam, ışık getiriyor. Şunu deme cesaretini de fazladan göstereceğim. Zengin bir çalgılama (orkestrasyon) ile sınırlarda seyreden bir dil keskin, can acıtan hesaplaşmalarla karşı karşıya getiriyor okurunu.
Bu yazımda Mahmud Derviş’in “Sinûnû et-Tetâr” (Tatarların Kırlangıcı) adlı şiirinden bazı bölümleri Mehmet Hakkı Suçin ve Metin Fındıkçı çevirilerinden yola çıkarak karşılaştırmayı deneyeceğim.
استهدفت هذه الدراسة إلى النظر في موقف طلاب اللغة العربية وأساتذتها من تدريس اللهجات العربية في الجامعات التركية وذلك من خلال استبيان طُرِحَ عليهم لسبر مواقفهم وآراءهم.
Bu şiirin bitmesini istemiyorum
bu güz gününün bitmesini istemiyorum
sonsuzluğun doğruluğundan emin olmadan.
Birbirinizi sevin ama sevginizi prangaya dönüştürmeyin:
Bırakın ruhlarınızın sahilleri arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk.
Birbirinizin kadehini doldurun ama tek kadehten içmeyin.
Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somunu ısırmaya kalkmayın.
Birlikte şarkı söyleyin, birlikte dans edin, birlikte eğlenin fakat her biriniz tekliğini unutmasın. Lirin telleri ayrıdır ama tek bir ezgiyle titreşir.
Kendi kendime konuşuyorum ve evcilleştiriyorum hatırayı
Diyorum ki: Sen ben misin?
Üçüncümüz kanat çırpıyor ikimizin arasında: “Beni asla unutmayın”
Ey ölümümüz! Kendi tarzımızda al bizi
ola ki öğreniriz ışıldamayı…
Üzerimde ne güneş var ne de ay
Bir sincan dikeni dallarına astım gölgemi
Bu yüzden hafifletti beni mekân
Ve uçurdu dagınlık ruhumu.
Ne ittifaklar vardır aşkta
Ne de tercihler
Yok edici bir iştir aşk
Öyleyse teslim ol fetih zamanına
Bir yola gir ki götürsün seni kayboluşuna
Mahmud Derviş’in “muallakası” olarak bilinen ünlü “Cidariyye”si, “Mural” başlığıyla Mehmet Hakkı Suçin çevirisiyle artık Türkçede. Kitapçılarda ve online kitap satış mağazalarında… Ey ölüm bekle! Valizimi hazırlayayım: Diş fırçamı, sabunumu, tıraş makinemi, kolonya ve elbiselerimi. […]
بمسدّس فارغ بارزتُ
أعدائي دائمًا
مددتُ لهم باقةً من زهور الربيع
عندما قابلتُ معذِّبي بعد سنوات في المستشفى
تقول إن الأشجار تضحك وراءك
طيّب، هذا يعني أن لك أيضًا درّاجة
فضحكُ الأشجار وسياقة الدراجة
من العادات الجميلة كترنُّمِ غناء